Çakallara
çanak tutan avaneleri oldukça, bu çakallarda nerden çıktı diye sormak abestir.
Hiçbir
zaman kendisi olamamış, asalak bir yaşam sürmüş kimselerin etkin bir lider
olamayacağını kestirmek için kahin olmaya gerek yok sanırım. Böyle bireyler bir
organizasyona fayda yerine zarar ile katkıda bulunurlar. İyi birer takipçi
(follower) dahi olamazlar çünkü kendileri değillerdir. Kendisi olamayandan ne
lider olur ne de takipçi; olsa olsa asalak olur.
Ne
demiş Tarkan sözleri Sezen Aksu’ya ait şarkısında…
Başkası
olma kendin ol
Böyle
çok daha güzelsin
Ya
gel bana sahici sahici
Ya da
anca gidersin.
Bir
organizasyonun sonunu organizasyon içerisindeki tüm bireylerin başarısızlığı
değil, bazen tek bir kişi veya birkaç kişi hazırlar. Sineğin küçük olup, mide
bulandırması gibi… Lider kesinlikle iyi niyetli olmalı fakat aynı zamanda da
uyanık olmalı… Bir tek sineğin kurbanı olmamali.. fakat liderin beceriksizliği
ve iş bilmemezliği sineklerin kapasiteleri üzerinde kan emmelerine sebep olarak
normalden daha iri ve etkili olmalarına sebep olmaktadır… Tek bir sinekken
yüzlerce sinek etkisi yaparak, basit bir hastalığın salgın haline gelmesine
neden olabilmektedir. Şimdi burda suç sinekte mi yoksa gerekli önlemi almayan
liderde mi???
Yüze
karşı söyleme cesareti hiçbir zaman olmamış ve olamayacak gibidirler. Sizi
çevreleyen insanları size karşı çoğu zaman gizli, nadirende açık bir şekilde
içlerindeki zehiri akıtarak yavaş yavaş zihinlerini bulandırırlar. “Onur”
belkide hiçde tanışık olmadıkları bir kelimedir onlar için. Utanmazca boyun
büküp size özürler dilerken, köşede kendi halinde olan insanlara sizin hakkınızda
atıp tutmaktan çekinmeyecek kadar da arsızdırlar. Zannederki başa sardıkları
çorapların imalatçısı hiçbir zaman farkedilmeyecek. Fakat bu bir avuntudan daha
ötesi değildir. Dedik ya zihinler bulanır etraflarında iken fakat sonsuz
değildir bu bulanıklık… Er yada geç gerçekler anlaşılır, berraklaşır ve
böylelikle teker teker uzaklaşma sürecine girilir ve görmek dahi istenilmez…
Fakat yeni kurbanlar her zaman olacaktır… Lider uyanık olmak zorundadır… Böyle
tiplerin vereceği zararlar bir organizasyonu alt-üst edecek güçtedir. Erken
farkedilip gerekli önlemler alınmazsa ne lider kalır ne organizasyon…
Çok
mahirdirler kibrit suyunu kristal kaplarda saklama konusunda… Gözler kamaşır
çok geç farkedilir… Bakışda kayma varsa anlamak zaten mümkün değildir… Kristal
kabin içindeki kibrit suyunu görebilmek için uygun bir bakış açısı
gerekmektedir. Açıda hafif kayma kristal kaba göbekten bağlanmakla neticelenir…
Kristal kaptan içilen şudur ama kibrit suyudur… yavaş yavaş çürütür…
Kendilerini
gökte sanıp çukurları mesken edinen zavallılardır ki organizasyonları yavaş
yavaş yıkıma uğratırlar… İş bilmeyen liderlerin himayesinde sinsice
karakterlerinin gereğini büyük bir ustalıkla icra ederler. Bir bukalemun misali
şekilden şekile girerek farkedilmeden çökertmeye devam ederler. Acı olan şudur
ki verdikleri zararın farkında bile olmayıp, organizasyonun faydasına
çalıştıklarına kendilerini inandırmışlardır. Onlar ile çelişen herkes alt
edilmesi gereken bir engel, her karşı koyuş ciddi cesaret gerektiren bir
harekettir.
Ne
demiş atalarımız denize düşen yılana sarılır… Umutsuz bir düşmüşlüğün dışa
vurumudur bu söz… Hayatta sığınacak bir limanınız yoksa tek çaredir yılan ile
sarmaş dolaş olmak… Yılanın tıslamaları bir çeşit büyüdür aynı zamanda,
mıknatısvarı hızlıca çeker kendine… Dilin tene temas etme korkusuda
yakınlaşmanın düşüp kalkmanın bir diğer sebebidir ama çözüm değildir...