Sanıyorum aşağıda verdiğim haberi bir çoğunuz okumuşsunuzdur.
“Çukurova Üniversitesi'nde düzenlenen "Nevruz Şenliği"nde bir çevik kuvvet polisi, öğrencilerle "kolbastı" oynadı.
Nevruz nedeniyle üniversitede güvenlik önlemi alan çevik kuvvet ekibi, bir süre sonra şenlik alanına yaklaştı. Oyunlar oynayan öğrencileri izleyen ekipten bir polis memuru, amirinden aldığı izinle oyun alanına girerek, halk oyunları ekibiyle "kolbastı" oynadı.
Müziğe eşlik ederek, oldukça başarılı figürler sergileyen polis memuru, yorulmasına rağmen, amirinin direktifiyle oyuna devam etti. "Kolbastı" oyunundaki hünerlerini başarıyla sergileyen polis memuru, izleyenlerden alkış aldı.
Etkinlik sonunda, diğer çevik kuvvet polisleri de oyun alanına girerek, öğrenciler ve öğretim üyeleriyle halay çekti.”
Yukarıdaki haberi okumak ve üniversitede öğrencilerle kaynasip kolbastı oynayan, halay çeken polisleri seyretmek gerçekten mutluluk verici bir tablo.
Çünkü, bizde devlet deyince kuru bir ciddiyet ve asık bir surat akla gelir.
Bence bu imajın değişimine katkı sağlayan her türlü çaba takdire şayandır.
‘Asık surat devlet’ mantalitesinin polisten beklediği, üniversitedeki kutlamalara gidip ciddi bir şekilde orada dikilmesi, eğlenenlere şüpheli şüpheli bakması ve çatık kaşları, kısık gözleri ile etrafı derin derin süzmesidir.
Polis kaş çatmak yerine, eğlenen insanların güvenliği sağlıyor ve onlarla beraber eğlenerek “biz sizin bir parçanızız” mesajını pratik olarak tüm Türkiye’ye gösteriyor.
Ne mutlu bizlere ki, polisimiz artık ‘asık surat devlet’ döneminin bittiğini gayet iyi idrak etmiş kurumlarımızdan birisi.
Polis halkla bütünleşerek, halkın değer yargılarını el üstünde tutarak, onun eğlencesi ile eğlenip hüznüyle hüzünlenerek vatandaşın kafasındaki ‘asık surat devlet’ imajını kazımaya devam ediyor.
***
Tabi devletin sadece polisten müteşekkil olmadığıda bir gerçek. Devlet millet kaynaşması ancak devletin tüm kurum ve kuruluşlarının çabası ile sağlanacaktır.
Maalasef ‘asık surat devleti’temsil eden bir kesim hala bu milletin alevisinden, kürdünden, dindarından, ermenisinden ve milletin farklılık arzeden yönlerinden korkuyor.
Onların müziğinden, oyunundan, mevlidinden, giyim kuşamında, halayından, nevruzundan, dilinden, dininden, ibadetinden utanıyor. Ve onları görmezden gelen anlayışı sürdürmeye devam ediyor.
Oysa devlet, devletliğini sayesinde var olduğu milletinin tüm unsurlarına borçludur.
Ve bu millet basma kalıp, tek tip, tek düşünce, tek ideoloji, tek ırk, tek dilden ve tek tip kültürden oluşan bir millet değil.
Bu millet Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, dindarıyla, laikiyle, alevisiyle, sünnisiyle farklı unsurlardan, farklı görüşlerden, farklı kültürlerden oluşan, ve fakat hepsinin kalbi güçlü ve mutlu bir Türkiye sevdasıyla atan bir millet.
Esasen ‘asık suratlı devleti’ temsil eden bu kesimin asık suratlılığının gerçek sebebi, milletin farklı unsurlarından ve mozayiğinden rahatsız olmasından kaynaklanıyor.
‘Asık surat devlet’ mutebessim bir devletin halkı şımartacağı ve böylece güya milletin olur olmaz taleplerde bulunacağını zannediyor.
Ancak, ‘asık surat devlet’ mantalitesinin anlamadıgı şey; devletin fonksiyonun milleti kontrol altında tutmak değil, milletin tüm unsurlarına nesnel olarak hizmet vermek olduğu gerçeğidir.
Bugün, gelişmiş tüm dünya ülkelerinde millet devleti denitim ve gözetim altında tutar, devlet milleti değil. Modern dünyada devlet millete yaşam tarzı, ideoloji, dil, mezhep, ırk ve zoraki kültür dayatmaz ve suratını asmaz. Sadece var olan bu gercekliklere saygi gosterir.
Netice itibarıyla;
Sünnisinin camisinden, alevisinin cem evinden, bayanının başörtüsünden, kürdünün dilinden, ermenisinin ermeniliğinden, kısaca toplumunun farklılıklarından korkan bir devlet asık surat yaşamaya mahkum olur.
Korkmayın, gevşetin asık yüz kaslarınızı. Çünkü karşınızdaki sizin milletiniz.
Ve milletiniz kolbastısıyla, çaydaçırasıyla, horonuyla, türkçesiyle,kürtçesiyle, lazcasıyla, camisiyle, cemeviyle, nevruzuyla, ramazan bayramıyla, cumhuriyet bayramıyla, mini eteklisiyle, başörtülüsüyle, velhasıl tüm farklılıkları ile size tebessüm ediyor.