|
Dünya genelinde artmakta olan çocuk suçluluğuna karşı devletler de farklı önlemler almaktadırlar. Çocukların suç işlemesine sebep olacak nedenlerin ortadan kaldırılmasına yönelik bu çalışmaların başarısı ilk başta sorunların tespitine, alternatif çözüm yollarının bulunmasına, en makul ve uygulanabilir çözümün uygulanmasına bağlıdır. Bu yazıda çocuk suçlulu ile ilgili devlet tarafından çözüm bulmayı bekleyen bir takım sorunları ve bazı çözüm yolları üzerinde bazı değerlendirmeleri bulacaksınız.
Mücadeleyi zorlaştıran etkenler, mücadelenin hangi alanda yapıldığı ve ne tür ilerlemelerin kaydedildi yazımızın temelini oluşturmaktadır. Bu problemlemleri de üç başlık halinde paylaşmak istiyorum; sorunun hukuki boyutu, toplumsal boyutu ve bireysel boyutu. Bu problemleri kısmen bazı ülkeler dünya üzerinde yaşamaktalar bazıları ise çözüm yolları üzerinde farklı uygulamalar yapmaktalar. Dünya üzerindeki değişim bizlerin karşısına benzer problemleri farklı ülkelerde farklı zamanlarda çıkarmaktadır. Bu olası problemler ve uygulanan modelleri yönetim bakış açısı ile irdelemeye çalışacağım.
Hukuksal alanda en belirgin sorun, suça karışan çocukların cezalandırılma konusudur. Özellikle şiddet içeren suçlara karışan çocuklara karşı devletin nasıl bir yaklaşım sergilemesi gerektiği halen tartışılan bir konudur. Özellikle Amerika’da daha 11 veya 12 yaşında iken ömür boyu hapis cezası alan, idam cezası ile cezalandırılan çocuklar mevcuttur. Basındanda takip ettiğimiz elindeki ağır silahlarla okul basan öğretmen ve öğrencileri öldüren veya yakın çevresindeki kişileri acımasızca katleden bu tür çocuklara karşı devletin nasıl bir yol izlemesi gerektiği halen tartışılmaya devam etmektedir. Ülkemizde olduğu gibi, çocukların belirli yaş tasniflerine göre cezalandırılması bu tür suçların artış gösterdiği ülkelerde halkı teskin etmemektedir. Çocuk yaşta iken bu kadar şiddet eğilimi gösterebilen birinin ilerleyen dönemde toplumda açabileceği hasar düşünülerek bu kişilerin toplumda bulunmasına müsade edilmemesi gerektiği kanatı gelişmektedir.
18 yaş gibi bir sınırın kişilerin olgunlaştığını ve yetişkin olarak kabul edilmesi gerektiği teamül olarak kabul görse de çocukların şiddet sergilemesi onların yetişkin olarak kabul edilmesi gerekliliğini savunanların argümalarını güçlendirmektedir. Eğer kişi 12 yaşında olmasına rağmen cinayet gibi bir yetişkinin işleyeçebileceği bir suçu işlerse bu yaşta iken bile yetişkin olarak muamelesi görmesi gerektiği de iddia edilmektedir. Sorunun belki de en büyük temeli devletin bu konuda halkı tatmin eder bir uygulama bulamamasıdır. Eğer gelişmiş ülkelerdeki çocukların suça eğiliminde görülen trendler ülkemizde de göörülmeye başlanırsa kanunlarımızın bu suçlara nasıl cevap vermesi gerektiği konusunu ilerleyen dönemlerde bizlerde tartışmaya başlayacağız. Çocuk yaşta olsa dahi bu kadar şiddet eğilimi gösteren kişileri ne toplumda ne de cezaevlerinde tutmak kolay olmayacaktir. Mevcut cezaevi sistemleri ve hukuk sistemi şimdilik bu açmazın içinden çıkamasa da yöneticiler gerek yeni kurumlar açarak gerekse var olan kurumların işlevlerini arttırarak bu soruna cevap bulmalıdırlar.
İkinci konu olarak ise adalet sistemi içersinde bir çok kurum daha yakın ve müşterek çalışma şartları geliştirme ihtiyacı hissedecektir. Her kurumun birbirinden tamamen bağımsız çalışması koordinasyon kurulması ve her kurumun kendi asli görevlerini yapması esnasında geçen süre içersinde bir takım akşamalara sebebiyetler verebilecek ve suistimal etmek isteyenlere kapı açabilecektir. Mesela ülkemizde kapkac, dilencilik, hırsızlık gibi konularda çocukların yetişkinler tarafında suça zorlanmasıyla kaarşılaşılmaktadır. Bu suçları işleyen çocukların her türlü adlı tahkikatları ülkemizde savcılık tarfından yapılır . Çocukların korunmasını öngören bu uygulama ise çocukları istismar edenler tarafından amacı dışında suistimal edilebilmektedir. Düşünün ki mesai saatleri dışında kapkaç veya hırsızlk bir bir suçtan 22-23 yaşlarında bir bayan polis tarafından yakalanmış ve karakola getirilmiş olsun. Karakola gelen kişi fiziksel olarak bu yaşta olmasına rağmen kimliğinin yanında olmadığını ve gerçek yaşının 12 olduğunu beyan ederse hukuki prosedür nasıl işler? Polis kişinin beyanını mı esas almalı yoksa fiziksel görünümünü mü? Polisin ve savcının işin içinden çıkmasını zorlaştıran bu tür problemlerin çözümünde sağlayacak çözümler uzman olan kişilerin adlı işlemlerin her aşamasında hazır olabilmesiyle aşılabilecektir. Eğer kişinin yaşını doğrulayacak Adli Tıp raporundan başka bir seçenek kalmaz ise ve siz bu kişiyi ailesine teslim edersiniz, polis tekrar bu kişileri yakalamaya çalışmakla uğraşmak durumunda kalabilir. Kurumların çok yakın şekilde birbirleriyle çalışamaması bazı kişiler tarafından suitimal edilebilecektir.
Bunun yaklaşımın daha ileri uygulaması ise çocukların durumunun değerlendirilmesi ne polise ne de savcıya bırakılması sürecidir. Mesela ABD Florida Eyaleti Orange County bölgesinde kurulan Çocuk değerlendirme merkezleri (Juvenile Assesment Center) sivil uzman kişiler tarafından yönetilmektedir. Polis herhangi bir suçtan yakaladığı çocuğu ne savcıya götürüyor ne de karakola, doğrudan bu merkeze getiriyor. Bu merkezde psikologdan sosyal hizmet uzmanlarına kadar farklı branşlardan kişiler bulunmakdatir. Bu kişiler suçun nevine göre çocuklarla mülakat yapmaktalar ve çocuğun karışmış olduğu suç ile ilgli adlı sürecin nasıl işlemesi gerektiğine karar verebiliyorlar. Bu kişiler asla çocuğun yargılanmasına karışmıyorlar lakın sürecin aşamalarına karar vermelerine kimse karışamıyor. Eğer çocuğu topluma kazanma yolu çocuğun ailesine teslim etmek ise çocuk ailesine veya bir büyüğüne teslim ediliyor. Eğer çocuğun cezaevinde kalması daha uygun ise doğrudan cezaevine gönderiliyor.Çocuk işlediği suçtan dolayı kesinlikle yargılanıyor ve hakkında verilen cezayı çekiyor. Lakin çocukları koruma adlı sistemin işleyişi ile birlikte uzmanlarla birlikte başlamış oluyor. Bu konu hukuki bir konu mu yoksa yönetim ile ilgili bir konu mü tamamen iç içe girmiştir ama sonuç olarak farklı bir çok kişi ve kurum sorunun çözümü için aynı anda çalışmaktadır. Bu ihtiyaç giderek artacaktir.
Çocuk istismarı konusunda ise uluslararası boyutta devletlerin hukuki alt yapılarının nasıl belirli bir standarda getirileceği, ve uluslarası soruşturmaların nasıl daha etkin hale getirilebileceği ise işin başka bir yönüdür. Bir çok ülkede çocukların cinsel olarak sömürüsü çok ciddi bir suç iken uzak doğu ülkeleri ise bunu turizm cazibesi olarak kullanmaktadır. Dünyanın bazı yerlerinde suç olarak görülen sömürü bazı yerlerde kazanç kapısıdır ve bu nedenle sorunu lokal olarak çözmek ülkeler için giderek zorlaşmaktadır. Aynı şekilde bu farklılığın internet üzerinde çocuk pornogrofisi gibi konuların engellenmesini de zorlaştırmaktadır. Bu ülkeler arasındaki hukuki boşluklar sorunun daha da derinleşmesine sebep olmaktadır. Hukuki olarak buna benzer bir çok ikilem artarak karşımıza çıkmaya devem edecek ve devletlerin ortak hareket etmesi zorunluluk haline gelecektir.
Diğer yandan ise suçlu olarak büyüyebilecek çocukların korunması, suça karışan çocukların toplum tarafından tekrar kabullenilmesi, istismar edilen çocukların tekrar sağlıklı bireyler haline getirilmesi farklı bir konudur. Toplum olarak çocuk suçluluğu ve istismarına karşı nasıl bir tepki verilmesi gerektiği, ne tür önlemlerin alınması gerektiği konusunda yeterli bilgiye sahip değiliz. Bu bilgi yetersizliği bilinçli adımlar atılmasına engel olduğu gibi bazen de toplumları duyarsızlaşmaktadır. Çevrenin çocukların gelişiminde ne kadar etkili olduğu herkes tarafından kabul gören bir bakış açısıdır lakin bu konuda toplumsal tedbir almak konusunda gerek gelişmiş ülkeler gerekse gelişmekte olan ülkelerde somut adımlar atamamaktadır. Yoksulluk içersinde yaşayan çocukların daha iyi nasıl eğitime kavuşturulacağı, bu insanların kendi ayakları üzerinde nasıl durabilecekleri konusunda toplumsal olarak güçlü refleksler gelişmemektedir. Gelişmiş ülkelerde devletlerin ekonomik refahı bile varoşlarda yaşayan ve suçun içersinde büyüyen bu çocukları kurtaramamaktadır.
Toplum desteği olmadan devletin yapacağı okulun, hastanenin ve buna benzer kurumların bu insanların hayatlarını değiştirmede yetersiz olduğu, onları toplumun genel gidişatı (main stream) içersine çekemedini bir çok araştırmada tespit edilmiştir. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu sorun sadece ekonomik sebeplerle çözelecek bir sorun gibi algılanmakta ve herkesin ekonomik eşitsizlik içersine kendi basının çaresine bakması konunun daha da ihmal edilmesine sebebiyet vermektedir. Toplumdaki bireyler arası ilişkilerin güçlenmesi, ekonomik eşitsizlik altında bulunan insanlara toplumsal olarak maddi olmasa da eğitim, etkinlik, iletişim gibi desteğin yine toplum tarafından sağlanması suç ortamında yetiresebilecek, insaları topluma erkenden kazandırılması sağlanabilmektedir. Birey olarak çevremizde işlenen suçlarda nasıl bir etkimizin olduğu, nelerin yapılabileceği, sorumluluklarımızın bulunduğu gibi konular artan modern toplumların benimsemesi gereken ve ilerlen dönemde çokça tartışacağımız yeni bir konu olacaktir. Bu konuda yöneticiler halkı bilinçlendirmek ile sorumlu olacaklardır diğer türlü sorunu devletin imkanları ile çözmek bile imkansız hale gelecektir. Toplumsal refreksin çocuk suçluluğu ve istismarı üzerinde çok etkin bir rolünün olduğu ve toplumsal bakış açısının bu sorunları çözmede temel çıkış noktası olması gerektiği yöneticiler tarafından daha çok önemsenmeli ve bu konuda nelerin yapılması gerektiği toplumla paylaşılmalıdır.
Son olarak ise bireysel düzeyde bu sorunla nasıl bas edeceğimiz üzerinde daha fazla yoğunlaşmamız gerekmektedir. Suç işleyen çocukların tekrar topluma kazandırılması için hangi programların daha başarılı olduğu, nasıl rehabilite edilmeleri gerektiği, çocukları madde bağımlılığından koruyacak nasıl tedbirlerin alınması gerektiği, ailenin, arkadaşlar çevresinin nasıl etkin şekilde kullanabileceği konusunda bireyler yetiştirilmeli, bilgilendirilmelidir. Modern hayat koşulları aile hayatınını değiştirmiş, insanların yaşam ve davranış biçimlerini yeniden şekillendirmiştir. Çalışan anne ve babanın oluşturduğu bu yeni yaşam tarzında çocuklar daha fazla ihmal edilmekte ve yalnız bırakılmaktadırlar. Gelişmiş ülkelerde temel prensip çocuğu asla başı boş bırakmamak üzerine kurulmuştur. Çocuklarin yetişkin gözetiminden uzaklaştıkca o kadar suç işleme ihtimalinin arttığı tespit edilmiştir. Bu nedenle eğitim öğretim saatleri değiştirilerek çocukların okulda daha uzun süre kalmalari sağlanmış, okul sonrası aktiviteler arttırılarak çocukların ders saatleri hariçinde yine yetişkin gözetiminde tutulması amaçlanmıştır. Amerika’da bazı uygulamalar bu konuda ciddi yaptırımlar da getirmiştir. Mesela okula gitmemek öğrenci için bir suçtur (truancy laws) ve eğer okula gitmesi gereken bir çocuk okul saati dışında başka bir yerde polis tarafından görülürse yakalanır ve adlı işleme tabi tutulur. Ülkemizde okulu asan çocuklar hiçbir zorlayıcı engelle karşılaşmadan vakitlerini istedikleri gibi harcayabilmektedirler ve özellikle bu tür zamanlarda kötü alışkanlıklara başlayabilmektedirler. Amerika örneğinde ise okul saatlerinde değil sokakta gezmek parka bile çıkmak çocuk için zordur, okuldan kaçan çocuk ev hapsinde kalmak durumunda kalmıştır. Daha da ötesi okullarda disiplin cezası alan çocuklar okuldan uzaklaştırma aldıkları durumlarda çocuklar için bu bir fırsata dönüşmesin diye bu tür çocukların daha sıkı gözetim altında tutulduğu cezaevine benzer başka kurumlar kurulmuş ve gardiyan eşliğinde okuldan uzalaştirildiği gün boyunca burada eğitimine devam etmesi düzenlenmiştir. Çocukların birebir takibi için sadece eğitim kurumları değil sivil toplum kuruluşları, polis bir çok proje gerçekleştirmişler ve çocukların boş olacakları bütün zamanlar değişik aktiviteler iler doldurulmaya çalışılmaktadır.
Sonuç olarak çocuk suçluluğu daha karmaşık hale gelmektedir ve çözümü de aynı şekilde daha kompleks hale gelmiştir. Sorunların tespitinde ve çözümünde görev alacak kişi ve kurumların beraber çalışması giderek kaçılılmaz hale gelmektedir. Çocuk suçluluğuna sorun teşkil eden asıl sorunların çok iyi tespit edilmesi ise çözümlerin isabet oranını etkileyecektir. Çocukların yetişkin gözetimi altında tutulmaları farklı proje ve etkinliklerle temin edilmeye çalışılmalıdır. Özellikle uluslararası konularda müşterek hareket etme bu suçlarla bölgesel olarak da başarılı olmanın anahtarıdir. Devlet yöneticilerinin ilerleyen dönemde karşımıza çıkmamasını temenni ettiğimiz bu sorunları şimdiden tespit etmeleri ve gereken tedbirleri almaları işlerimizi daha kolay kılacaktir.
|
|