Başlangıç Sayfam Yap | Arama | Site Haritası | İletişim
Cumartesi, 31 Temmuz 10
English
Türkçe
Tüm Yazılar
Ayın Konusu > İletişim / Polis - Medya
BİR ÇEŞİT İLETİŞİM VİRÜSÜ: Duygusal Taciz
Fatih Tepe, Spalding Üniversitesi

Cogito ergo sum.

Rene Descartes

Descartes düşünüyorum o halde varım demis. Bu çerçevede iletişim kuruyorum o halde varım demek yanlış olmasa gerek. İletişim kurduğumuz ve iletişim kurulabildiğimiz ölçüde yaşamı ve yaşadığımızı hissediyoruz. İletişimin olmadığı bir bünye biyolojik anlamda yaşıyor olsa da bir anlamda olmuştur ve yoktur. İletişim kurmak ben varım demektir aynı zamanda. Nasılki bir kanser virüsü yavaş yavaş canlı bedeni ölüme yaklaştiriyorsa , bir çeşit iletişim virüsü olan duygusal tacizde bireyleri yaşayan ölüler haline getirebilmektedir. Bu yazı zaman zaman her insanın karşı karşıya kalabileceği duygusal taciz konusunda bir farkındalık oluşturma amacı taşımaktadır.

Duygusal Taciz (Psikolojik Yıldırma) Nedir?

İlk defa örgüt psikolojisi alanında çalışan akademisyenler “bullying” -gözdağı vermek, zorbalık- (Adams, 1992) ve “mobbing” –duygusal taciz- (Leymann, 1990) kelimelerini işyerlerinde çalışanlar tarafından iş arkadaşlarına karşı süreklilik gösteren taciz ve saldırıları tanımlamak üzere kullanmışlardır. 1997 yılında Leymann -gözdağı vermek, zorbalık- (bullying) ve duygusal tacizi (mobbing) farklı anlamlarda kullanır. Leymann’a göre zorbalık daha çok okullarda meydana gelen fiziksel tacizlere için kullanılmalıdır. Duygusal taciz ise zorbalık ve gözdağı vermek ile kıyaslandığında daha sofistike bir eylemdir. Kısacası zorbalığı duygusal tacizden ayıran en önemli faktör zorbalığın fiziksel taciz içermesidir. Literatürdeki bu karmaşıklığı önlemek için Leymann (1997) zorbalık- gözdağı vermek (bullying) teriminin okullar da meydana gelen tacizler için kullanılmasını; işyerlerinde meydana gelen saldırgan tavırlar için de duygusal taciz (mobbing) terimini önermiştir.

Duygusal taciz aynı zamanda bir çeşit psiko-terördür ve her türlü düşünce ve inanç ayrılığı, kıskançlık ve cinsiyet ayrımı duygusal tacizi tetikleyebilir (Heine, 1995; Leymann, 1997). Her ne kadar duygusal taciz ilk kullanılmaya başlandığında daha çok işyerlerinde meydana gelen süreklilik gösteren duygusal anlamdaki tacizler için kullanılmış olsa da günümüzde en küçüğünden en büyüğüne her türlü grup, örgüt veya organizasyonda meydana gelen duygusal anlamda sistematik saldırı içeren eylemler içinde kullanılmaktadır.

Duygusal tacizin karakteristik özellikleri

Duygusal tacize ilişkin Leymann tarafından tanımlanan 45 davranış türü, beş farklı kategoride ele alınmaktadır (Davenport, Schwartz, & Elliot, 2005). Bu süreç Leymann tipolojisi tanımıyla aşağıdaki şekilde oluşturulmuştur.


LEYMANN TIPOLOJİSİ

İlk Kategori

Kendini ifade etme ve ilitişim biçimi üzerindeki etkisi

· Üstleriniz tarafından kendinizi ifade etmeniz sınırlandırılır.

· Sürekli olarak sözünüz kesilir.

· İş arkadaşlarınız tarafından kendinizi ifade etmeniz engellenir.

· Azarlama ve karalamaya maruz kalırsınız.

· Yapmış olduğunuz işler sürekli olarak eleştirilir.

· Özel yaşamınız hakkında sürekli eleştirilirsiniz.

· Sözlü tehdit ve saldırılara maruz kalırsınız.

· Yazılı tacizlere maruz kalırsınız.

· Bakış ve mimiklerle iletişim kurmaktan kaçınırlar.

· İmayla iletişim kurmaktan kaçınırlar.

İkinci Kategori

Bireyin sosyal ilişkilerine yapılan saldırılar

· İnsanlar artık sizinle konuşmazlar.

· Siz artık kimseyle konuşamazsınız (Başkalarıyla iletişime geçme çabalarınız sonuçsuz kalir).

· Çalışanlarla iletişim kuramayacak ortamlarda çalıştırılır ve izole edilirsiniz.

· Çalışma arkadaşlarınızı sizinle konuşması yasaklanır.

· Size sanki yokmuşsunuz gibi davranılır.

Üçüncü Kategori

İtibarınıza yapılan saldırılar

· İnsanlar arkanızdan kötü şeyler konuşur.

· Kaynağı bilinmeyen söylentiler ortalıkta dolaşır.

· Sizinle alay edilir.

· Size zihinsel bir hastalığınız varmış gibi davranılınır.

· Psikolojik değerlendirme/kontrole gitmeniz konusunda zorlanırsınız.

· Bir özürlü gibi alay edilirsiniz.

· İnsanlar mimiklerinizi, yürümenizi ve sesinizi taklit ederek alay ederler.

· Politik ve dini görüşleriniz ile alay edilir.

· Özel yaşamınız ile alay edilir.

· Etnik kimliğiniz ile alay edilir.

· Öz saygınıza zarar verecek işler yapmak konusunda zorlanırsınız.

· Çabalarınız karşılığında yanlış ve alçaltici bir şekilde yargılanırsınız.

· Kararlarınız her zaman sorgulanır.

· Küçük düşürücü isimlerler çağrılırsınız.

· Cinsel imalarda bulunulur.

Dördüncü Kategori

İş ve yaşam kalitenize yapılan saldırılar

· Size özel görevler verilmez.

· Üstleriniz sorumluluklarınızı elinizden alır, böylelikle kendiniz dahi yeni görevler üretemezsiniz.

· Yapmanız için anlamsız işler verilir.

· Becerilerinizin çok altında görevler verilir.

· Sürekli olarak yeni işler verilir.

· Öz saygınızı etkileyecek işler verilir.

· İtibarınızı sarsmak için becerilerinizin çok üzerinde işler verilir.

· Ekonimik zararlara maruz kalırsınız.

· Eviniz ve işyerinize zarar verilir.

Beşinci Kategori

Bireylerin Sağlığına doğrudan yapılan saldırılar

· Fiziksel anlamda zor işler yapmaya zorlanırsınız.

· Fiziksel şiddet içeren saldırılara uğrarsınız.

· Hafif şiddet ile size gözdağı verilir.

· Fiziksel tacize maruz kalırsınız.

· Açıkça cinsel tacize maruz kalırsınız.

Her ne kadar kabul edilmesi mümkün olmasa da yukarda sıralanmış davranışlara zaman zaman herkes maruz kalabilir ve hoşgörmek alternatif bir çözüm yolu olabilir. Fakat yukarda sıralanan davranışlar süreklilik gösteriyorsa ve kasıtlı tacizlere dönüşüyorsa gerekli önlemleri almak kaçınılmaz olmaktadır. Gerekli önlemler alınmazsa çoğu zaman bazı kimseler tarafından zararsız görülebilen bu davranışlar kişilerin fiziksel sağlıklarını yitirmesine, kazalara, intiharlara ve böylelikle ölümlere neden olabilmektedir (Davenport ve arkadaşları, 2005).

Yukarıdaki davranışlara maruz kalan bireyler, farklı tolerans gösterme düzeyinde olduklarından maruz kalınan zararlar kişiden kişiye değişkenlik gösterecektir. Kendini öyle veya böyle bu kısır döngü içerisinde bulan bireylerin bu döngüden kolayca kurtulmaları çok mümkün olamamaktadır. Duygusal tacize maruz kalan bireyler ortamdan uzaklaşır veya direnebilirse duygusal taciz son bulabilir. Aksi durumlarda psikolojik ve fiziksel olarak yıpranır ve işlerinde tekrar başarılı olmaları zorlaşmaktadır.

Duygusal tacize kimler maruz kalir?

Duygusal tacize bir kurum veya organizasyon içerisindeki her birey maruz kalabilir. Üst düzeyde bulunan personel tarafından alt düzeyde bulanan personele karşı olabileceği gibi, eşit düzeyde bulanan bireyler arasında da olabilir, ve hatta alt düzeyde bulunan personel tarafından üst düzeyde bulanan personele karşıda olabilir. (Davenport ve arkadaşları, 2005; Vandekerckhove & Commers, 2003).

Duygusal taciz tepe yönetici tarafından alt düzeydeki personeli hizaya getirmek ve kendisine karşı yapılabilecek itaatsızlığı engellemek amacıyla yapılır. Aynı düzeyde bulunan personel arasında yapılan duygusal tacizin nedeni ise ya kıskançlık yada korkudur. Özellikle mücadeleci iş ortamlarında bireyler böylelikle konumlarını koruyabileceklerini düşünürler. Eğer duygusal taciz alt düzeyde bulunan personel tarafından üst düzeyde bulunan personele yapılıyor ise bunun sebebi ya alt düzey personelin yapılacak değişikliklerde karar sürecine dahil edilmemesi yada üst düzey personeli yıldırıp pozisyonunu ele geçirmek amacıyla yapılır. Katı hiyerarşinin olduğu örgütlerde duygusal taciz daha çok yukardan aşağı doğru olurken; yatay hiyerarşinin olduğu organizasyonlarda duygusal taciz daha çok aynı düzeydeki personel arasında olmaktadır (Davenport ve arkadaşları, 2005).

Engin Ardıç’ in 31 Ocak 2008 tarihli “Ahmaklar İçin Özel Yazı” adlı köşe yazısında, neden o gün canının yazmak istemediğine dair değişik nedenler sıralamaktadır. Her ne kadar Engin Ardıç’in duygusal tacize maruz kalmış olduğunu iddia etmiyorsak da yazısında geçen özellikle konumuzla ilgili önemli görülen cümleler aşağıda sıralanmıştır.

-… zaman zaman içimi derin bir bezginlik kaplıyor.

-Benim içın “hangi taraftan olduğu belli olmayan” diyen meslekdaş bile çıktı…

-“Benimle uğraşma, sana öyle bir çamur atarım ki altından kalkamazsın” mesajını alınca, birtakım “ağabeylere” muhabbet de kalmadı içimde.

-Bu kadar piş bir “camiada”…

-Ya da çek git, Journal of Social Scientific Studies gibi biryerlerde makale yaz, ayda yedi yüz lira versinler.

-Bu gerçeklerin senin hoşuna gitmesi ya da gitmemesi, kimin işine yaradığı ya da yaramadığı beni ilgilendirmez.

Engin Ardıç medya dünyasına kendisini kabul ettirmiş bir köşe yazarıdır. Kendisininde vurguladığı gibi bir gazeteci olarak sadece gerçekleri yazmaktadır. Gerçekleri yazarken politik davranmamaktadır. Açıkçaşı bu dobralık medya dünyasında kendisini duygusal taciz için açık hedef haline getirmektedir. Kendisinden kıdemli ve aynı düzeyde bulunan meslektaşları tarafından ciddi eleştirilere maruz kalması bazen bezginliğe yol açabilmekte ve kendisine çekip gitmek bir alternatif olarak görünebilmektedir. Kısaca yazısında vurgulamış olduğu davranışlara düzenli ve sistematik olarak maruz kalıyor ise kendisine duygusal taciz uygulandığını iddia edebiliriz.

Duygusal taciz kurbanları sanıldığının aksine zayıf kişilikli bireyler değillerdir. Genelde zeki, dürüst, başarıya odaklanmış, politik davranmıyan ve iyi niyetli kimselerdir. Bu özellikler üstleri veya iş arkadaşlarını tahrik edebilmekte ve bilinçli/bilinciz duygusal tacizlerlerle karşı karşıya kalabilmektedirler. Amaç bu başarılı kimseleri başarısız, mutsuz ve sorunlu bireyler haline getirmektir.

Duygusal tacize maruz kalan bireylerlerden yana tavır alanlar dolaylı olarak aynı davranışa maruz kalmak ile tehdit edilirler. Zayıf kişilikli bireyler bu gibi durumlarda güçlü olandan yana tavır alarak duygusal tacize ortak olurlar. Örnek olarak duygusal tacize maruz kalan bir birey birebir ilişkilerinde zayıf kişilikli iş arkadaşlarıyla herhangi bir sorun yaşamazken, aynı arkadaşları (zayıf kişilikli) duygusal taciz yapan iş arkadaşlarının olduğu ortamlarda duygusal tacizcileri bir anlamda karşısına almamak için onlardan gibi görünüp duygusal tacize ortak olabilmektedirler. Böylelikle duygusal taciz bir salgın gibi yayılarak mağduru iş ortamından uzaklaştırana kadar devam eder. Zaten gerçek amaç da ya mağduru iş yapamaz hale getirmek yada yıldırıp istifa etmesini sağlamaktır.

Duygusal tacizden kurtulma yolları nelerdir?

Günümüzde duygusal taciz olayları çalışanlar arasında çok ciddi hasarlara sebep olmaktadır. Duygusal taciz virüsü bir organizasyonu çok kısa sürede verimsiz ve işlevsiz hale getirebilir. İşte bu aşamada organizasyonun lider ve yönetici pozisyonunda bulunan bireylerine çok ciddi görevler düşmektedir. Fakat çoğu zaman liderlik ve yöneticilik posizyonundaki bireyler bu sorunu çözmek için ya yeterli beceriye sahip değillerdir yada duygusal tacizi bir sorun olarak görmemektedirler. Öncelikli olarak yapılması gereken bu konuda ki farkındalığı artırmak olmalıdır.

Lider ve yönetici posizyonunda bulunanlar yetişkin bireylerin bu sorunları kendi aralarında bir şekilde çözebileceklerine dair iyimser bir yaklaşım içerisinde olabilirler. Fakat bu ciddi sorun böylesi iyimser yaklaşımlarla maalesef kolayca çözülememektedir. Çünkü yapılan bir çalışmada çalışanlar arasında meydana gelen intihar olaylarının altıda biri işyerlerindeki duygusal tacizlerden kaynaklandığı saptanmıştır (Heine, 1995). Batı ülkelerinde bu konuda ciddi düzeyde bir bilinçlenme olmasına karşın, ülkemizde akademik çevreler dışında ciddi bir bilinç eksikliği olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla çoğu zaman duygusal tacize maruz kalan bireyler tam olarak ne yaşadıklarına dahi anlam verememektedirler bu da bireyler üzerinde onulmaz zararlara sebep olmaktadır.

Diger bir yapılması gereken duygusal taciz eyleminin iş arkadaşları arasında basit bir anlaşmazlık olduğu şeklinde bir yanılgıya düşmeden özellikle yönetici pozisyonunda bulunanlar tarafından ciddi önlemler alınmasını gerektirmektedir. Genellikle duygusal taciz eylemi bir grup içerisinde birkaç kişi tarafından başlatılır ve bu virüs yavaş yavaş zayıf karakterli kişileride etkisi altına alarak tüm gruba yayılır. Daha öncede belirttiğimiz üzere zayıf karakterli kimseler çoğu zaman güçlü kişilikli bireylerle karşı karşıya kalmayı göze alamazlar.

Bir daha vurgulamak gerekirse duygusal taciz mağdurları dürüst, çalışkan, politik davranmayan, çalıştığı organizasyona sadık ve başarılı kimselerdir. Bu tip özellikler organizasyon içerisinde bir kısım bireyleri tahrik ederek duygusal taciz eylemini tetiklemiş olur. Yöneticiler veya liderler yanılgıya düşerek duygusal taciz mağdurunu organizasyondan uzaklaştırarak bu eyleme ortak olma hatasına düşmemelidir. Fakat bu konudaki bilinç eksikliği çoğu zaman yöneticileride duygusal tacizin bir parçası haline getirmektedir. Asıl yapılması gereken duygusal tacizi başlatan bireyleri tespit ederek organizasyonun farklı birimlerinde görevlendirmektir. Böylelikle duygusal taciz hastalığı salgın haline gelmeden erken teşhis ile tedavi etme sürecinde ciddi bir adım atılmış olur.

Sonuç

İletişim alanındaki çalışmalar çatışma ve anlaşmazlıkların asıl sebepleri hakkında tam bir netlik olmadığını göstermektedir (Thomas, 1992). Bununla birlikte duygusal tacizin temel hedefi hedef seçilen kimseyi duygusal tacizcinin kontrolü altına alıp, hizaya getirmektir. Duygusal taciz mağduru grup halinde yapılan bu sistematik tacizlere dayanamayıp çoğu zaman kaçış yolunu tercih ederek ya istifa etmekte yada tayinini istemektedir. Dolayısıyla duygusal tacizler organizasyonlarda çok ciddi verimlilik kaybına yol açmaktadır. Bu tip organizasyonlarda takım çalışması imkansız hale gelmektedir.

Bir diğer önemli nokta duygusal taciz mağdurunu sorundan sorumlu görmemek ve gerçek duygusal tacizcileri tespit ederek farklı birimlerde görevlendirmek veya kronik hallerde kurumdan uzaklaştırmak olmalıdır. Aksi durumlarda bir çeşit iletişim virüsü olan duygusal taciz bütün bir organizasyona yayılarak kuruma gerçek anlamda bağlı, çalışkan, zeki, politik davranmıyan ve dürüst kimselerin tek tek kurumdan uzaklaşmalarına sebep olarak ve kurumun kısa sürede iflasına yol açacaktir. Fakat teşhis için önce hastalığı tanımak gerekmetedir. Bilinciz yöneticiler yada liderler sorun çözmek bir yana , coğu zaman sorunun idaresinden sorumlu hale gelebilmektedirler.

Duygusal taciz mağdurlarının yapması gereken en önemli şey ise öncelikli olarak kesinlikle mağdur rolü oynamamaları olacaktir. Birey kendini mağdur olarak görmeye başladığı anda (ki bu duygusal tacizcinin yapmak istediğidir) gücünü kendi elleriyle duygusal tacizciye vermiş olur ve tamamen kontrolü yitirmiş olur. Hayatta ne ile karşılaşacağımızı çoğu zaman kontrol edemesekte nasıl cevap vereceğimiz tamamen bize bağlıdır. Duygusal tepkiler en çok duygusal tacizciyi sevindirir. Tepki vermek yerine yapılması gereken düşünceli hareket ederek, mağdur gömleğini giymemek olacaktir. Çünkü duygusal taciz ile karşılaşan kimse kendisini mağdur olarak görmeye başladığı an kontrolü duygusal tacizciye kaptırmıştır ve bu kısır döngüden kolayca kurtulması o kadar kolay olmayacaktir.

Sonuç olarak, Leymann tarafından tanımlanan 45 davranış türü ile sık sık karşılaşıyor iseniz yaşadığınızın duygusal taciz olduğunu bilmelisiniz. Duygusal taciz kronik hale gelmeden önlem almak kolay olmasına karşın, ilerleyen durumlarda çok ciddi fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara yol açabilmektedir.


Kaynakça

Adams, A. (1992). Bullying at work. How to confront and overcome it. London: Virago Press.

Ardic, E. (2008, 31 Ocak). Ahmaklar icin ozel yazi. Aksam Gazetesi. http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=106822,10,2

Davenport N., Schwartz, R. D., & Elliot, G. P. (2005). Mobbing: Emotional abuse in the american workplace. Collins, IA: Civil Society Publishing.

Heine, H., J. (1995). An underestimated workplace terror: Mobbing. Managing Office Technology, 40 (5), 41-42.

Leymann, H. (1990). Mobbing and psychological terror at workplaces. Violence and Victims,5, 119-126.

Leymann, H. (1997). The mobbing encyclopedia. Retrieved January 17, 2007, from http://www.leymann.se/English/frame.html

Thomas, K.W. (1992),"Conflict and negotiation processes in organisations", in Dunnette, M.D. and Hough, L.M. (Eds), Handbook of Industrial and Organisational Psychology, Vol. 3, Consulting Psychologists Press, Palo Alto, CA, pp. 651-718.

Vandekerckhove, W., & Commers, M. S. (2003). Downward workplace mobbing: A sign of the times? Journal of Business Ethics, 45, (1), 41- 50.


Tarih: 15-02-2008    

>> Yorum Yaz     >> Arkadaşıma Gönder     >> Yazdır
Yorumlar (0)
Yükleniyor...
Arama

Üyelik
Giriş
Üye Ol    Parolamı Unuttum

Anket
Amerikan Başkanı Obama'nın Orta Doğudaki güç dengelerini olumlu yönde değiştireceğine inanıyor musunuz?

ISREF © 2004-2007 Her hakkı saklıdır
Designed & Coded By 2007 MCE
Anasayfa | S.S.S. | Gizlilik Politikası | Kullanım Koşulları