Cogito ergo sum.
Rene Descartes
Descartes düşünüyorum o halde varım demis. Bu çerçevede iletişim kuruyorum
o halde varım demek yanlış olmasa gerek. İletişim kurduğumuz ve iletişim
kurulabildiğimiz ölçüde yaşamı ve yaşadığımızı hissediyoruz. İletişimin
olmadığı bir bünye biyolojik anlamda yaşıyor olsa da bir anlamda olmuştur ve
yoktur. İletişim kurmak ben varım demektir aynı zamanda. Nasılki bir kanser
virüsü yavaş yavaş canlı bedeni ölüme yaklaştiriyorsa , bir çeşit iletişim
virüsü olan duygusal tacizde bireyleri yaşayan ölüler haline getirebilmektedir.
Bu yazı zaman zaman her insanın karşı karşıya kalabileceği duygusal taciz
konusunda bir farkındalık oluşturma amacı taşımaktadır.
Duygusal Taciz (Psikolojik Yıldırma) Nedir?
İlk defa
örgüt psikolojisi alanında çalışan akademisyenler “bullying” -gözdağı vermek,
zorbalık- (Adams, 1992) ve “mobbing” –duygusal taciz- (Leymann, 1990)
kelimelerini işyerlerinde çalışanlar tarafından iş arkadaşlarına karşı
süreklilik gösteren taciz ve saldırıları tanımlamak üzere kullanmışlardır. 1997
yılında Leymann -gözdağı vermek, zorbalık- (bullying) ve duygusal tacizi
(mobbing) farklı anlamlarda kullanır. Leymann’a göre zorbalık daha çok
okullarda meydana gelen fiziksel tacizlere için kullanılmalıdır. Duygusal taciz
ise zorbalık ve gözdağı vermek ile kıyaslandığında daha sofistike bir eylemdir.
Kısacası zorbalığı duygusal tacizden ayıran en önemli faktör zorbalığın
fiziksel taciz içermesidir. Literatürdeki bu karmaşıklığı önlemek için Leymann
(1997) zorbalık- gözdağı vermek (bullying) teriminin okullar da meydana gelen
tacizler için kullanılmasını; işyerlerinde meydana gelen saldırgan tavırlar
için de duygusal taciz (mobbing) terimini önermiştir.
Duygusal taciz aynı zamanda bir çeşit psiko-terördür ve her türlü düşünce
ve inanç ayrılığı, kıskançlık ve cinsiyet ayrımı duygusal tacizi tetikleyebilir
(Heine, 1995; Leymann, 1997). Her ne kadar duygusal taciz ilk kullanılmaya
başlandığında daha çok işyerlerinde meydana gelen süreklilik gösteren duygusal
anlamdaki tacizler için kullanılmış olsa da günümüzde en küçüğünden en büyüğüne
her türlü grup, örgüt veya organizasyonda meydana gelen duygusal anlamda
sistematik saldırı içeren eylemler içinde kullanılmaktadır.
Duygusal tacizin karakteristik özellikleri
Duygusal tacize ilişkin Leymann tarafından tanımlanan 45 davranış türü, beş
farklı kategoride ele alınmaktadır (Davenport, Schwartz, & Elliot, 2005). Bu süreç Leymann tipolojisi tanımıyla
aşağıdaki şekilde oluşturulmuştur.
LEYMANN TIPOLOJİSİ
İlk Kategori
Kendini ifade etme ve
ilitişim biçimi üzerindeki etkisi
·
Üstleriniz tarafından
kendinizi ifade etmeniz sınırlandırılır.
·
Sürekli olarak sözünüz
kesilir.
·
İş arkadaşlarınız
tarafından kendinizi ifade etmeniz engellenir.
·
Azarlama ve karalamaya maruz
kalırsınız.
·
Yapmış olduğunuz işler
sürekli olarak eleştirilir.
·
Özel yaşamınız hakkında
sürekli eleştirilirsiniz.
·
Sözlü tehdit ve saldırılara
maruz kalırsınız.
·
Yazılı tacizlere maruz
kalırsınız.
·
Bakış ve mimiklerle
iletişim kurmaktan kaçınırlar.
·
İmayla iletişim kurmaktan
kaçınırlar.
İkinci Kategori
Bireyin sosyal ilişkilerine
yapılan saldırılar
·
İnsanlar artık sizinle
konuşmazlar.
·
Siz artık kimseyle
konuşamazsınız (Başkalarıyla iletişime geçme çabalarınız sonuçsuz kalir).
·
Çalışanlarla iletişim
kuramayacak ortamlarda çalıştırılır ve izole edilirsiniz.
·
Çalışma arkadaşlarınızı
sizinle konuşması yasaklanır.
·
Size sanki yokmuşsunuz gibi
davranılır.
Üçüncü Kategori
İtibarınıza yapılan
saldırılar
·
İnsanlar arkanızdan kötü
şeyler konuşur.
·
Kaynağı bilinmeyen söylentiler
ortalıkta dolaşır.
·
Sizinle alay edilir.
·
Size zihinsel bir
hastalığınız varmış gibi davranılınır.
·
Psikolojik
değerlendirme/kontrole gitmeniz konusunda zorlanırsınız.
·
Bir özürlü gibi alay
edilirsiniz.
·
İnsanlar mimiklerinizi,
yürümenizi ve sesinizi taklit ederek alay ederler.
·
Politik ve dini
görüşleriniz ile alay edilir.
·
Özel yaşamınız ile alay
edilir.
·
Etnik kimliğiniz ile alay
edilir.
·
Öz saygınıza zarar verecek
işler yapmak konusunda zorlanırsınız.
·
Çabalarınız karşılığında
yanlış ve alçaltici bir şekilde yargılanırsınız.
·
Kararlarınız her zaman
sorgulanır.
·
Küçük düşürücü isimlerler
çağrılırsınız.
·
Cinsel imalarda bulunulur.
Dördüncü Kategori
İş ve yaşam kalitenize
yapılan saldırılar
·
Size özel görevler
verilmez.
·
Üstleriniz
sorumluluklarınızı elinizden alır, böylelikle kendiniz dahi yeni görevler
üretemezsiniz.
·
Yapmanız için anlamsız
işler verilir.
·
Becerilerinizin çok altında
görevler verilir.
·
Sürekli olarak yeni işler
verilir.
·
Öz saygınızı etkileyecek
işler verilir.
·
İtibarınızı sarsmak için
becerilerinizin çok üzerinde işler verilir.
·
Ekonimik zararlara maruz
kalırsınız.
·
Eviniz ve işyerinize zarar
verilir.
Beşinci Kategori
Bireylerin Sağlığına
doğrudan yapılan saldırılar
·
Fiziksel anlamda zor işler
yapmaya zorlanırsınız.
·
Fiziksel şiddet içeren
saldırılara uğrarsınız.
·
Hafif şiddet ile size
gözdağı verilir.
·
Fiziksel tacize maruz
kalırsınız.
·
Açıkça cinsel tacize maruz
kalırsınız.
Her ne kadar kabul edilmesi
mümkün olmasa da yukarda sıralanmış davranışlara zaman zaman herkes maruz
kalabilir ve hoşgörmek alternatif bir çözüm yolu olabilir. Fakat yukarda
sıralanan davranışlar süreklilik gösteriyorsa ve kasıtlı tacizlere dönüşüyorsa
gerekli önlemleri almak kaçınılmaz olmaktadır. Gerekli önlemler alınmazsa çoğu
zaman bazı kimseler tarafından zararsız görülebilen bu davranışlar kişilerin
fiziksel sağlıklarını yitirmesine, kazalara, intiharlara ve böylelikle ölümlere
neden olabilmektedir (Davenport ve arkadaşları, 2005).
Yukarıdaki davranışlara
maruz kalan bireyler, farklı tolerans gösterme düzeyinde olduklarından maruz kalınan
zararlar kişiden kişiye değişkenlik gösterecektir. Kendini öyle veya böyle bu
kısır döngü içerisinde bulan bireylerin bu döngüden kolayca kurtulmaları çok
mümkün olamamaktadır. Duygusal tacize maruz kalan bireyler ortamdan uzaklaşır
veya direnebilirse duygusal taciz son bulabilir. Aksi durumlarda psikolojik ve
fiziksel olarak yıpranır ve işlerinde tekrar başarılı olmaları zorlaşmaktadır.
Duygusal
tacize kimler maruz kalir?
Duygusal tacize bir kurum
veya organizasyon içerisindeki her birey maruz kalabilir. Üst düzeyde bulunan
personel tarafından alt düzeyde bulanan personele karşı olabileceği gibi, eşit
düzeyde bulanan bireyler arasında da olabilir, ve hatta alt düzeyde bulunan
personel tarafından üst düzeyde bulanan personele karşıda olabilir. (Davenport
ve arkadaşları, 2005; Vandekerckhove & Commers, 2003).
Duygusal taciz tepe
yönetici tarafından alt düzeydeki personeli hizaya getirmek ve kendisine karşı
yapılabilecek itaatsızlığı engellemek amacıyla yapılır. Aynı düzeyde bulunan
personel arasında yapılan duygusal tacizin nedeni ise ya kıskançlık yada
korkudur. Özellikle mücadeleci iş ortamlarında bireyler böylelikle konumlarını
koruyabileceklerini düşünürler. Eğer duygusal taciz alt düzeyde bulunan
personel tarafından üst düzeyde bulunan personele yapılıyor ise bunun sebebi ya
alt düzey personelin yapılacak değişikliklerde karar sürecine dahil edilmemesi
yada üst düzey personeli yıldırıp pozisyonunu ele geçirmek amacıyla yapılır.
Katı hiyerarşinin olduğu örgütlerde duygusal taciz daha çok yukardan aşağı
doğru olurken; yatay hiyerarşinin olduğu organizasyonlarda duygusal taciz daha
çok aynı düzeydeki personel arasında olmaktadır (Davenport ve arkadaşları,
2005).
Engin Ardıç’ in 31 Ocak
2008 tarihli “Ahmaklar İçin Özel Yazı” adlı köşe yazısında, neden o gün canının
yazmak istemediğine dair değişik nedenler sıralamaktadır. Her ne kadar Engin
Ardıç’in duygusal tacize maruz kalmış olduğunu iddia etmiyorsak da yazısında
geçen özellikle konumuzla ilgili önemli görülen cümleler aşağıda sıralanmıştır.
-… zaman zaman içimi derin
bir bezginlik kaplıyor.
-Benim içın “hangi taraftan
olduğu belli olmayan” diyen meslekdaş bile çıktı…
-“Benimle uğraşma, sana
öyle bir çamur atarım ki altından kalkamazsın” mesajını alınca, birtakım
“ağabeylere” muhabbet de kalmadı içimde.
-Bu kadar piş bir
“camiada”…
-Ya da çek git, Journal of
Social Scientific Studies gibi biryerlerde makale yaz, ayda yedi yüz lira
versinler.
-Bu gerçeklerin senin
hoşuna gitmesi ya da gitmemesi, kimin işine yaradığı ya da yaramadığı beni
ilgilendirmez.
Engin Ardıç medya dünyasına
kendisini kabul ettirmiş bir köşe yazarıdır. Kendisininde vurguladığı gibi bir
gazeteci olarak sadece gerçekleri yazmaktadır. Gerçekleri yazarken politik
davranmamaktadır. Açıkçaşı bu dobralık medya dünyasında kendisini duygusal
taciz için açık hedef haline getirmektedir. Kendisinden kıdemli ve aynı düzeyde
bulunan meslektaşları tarafından ciddi eleştirilere maruz kalması bazen
bezginliğe yol açabilmekte ve kendisine çekip gitmek bir alternatif olarak
görünebilmektedir. Kısaca yazısında vurgulamış olduğu davranışlara düzenli ve
sistematik olarak maruz kalıyor ise kendisine duygusal taciz uygulandığını
iddia edebiliriz.
Duygusal taciz kurbanları
sanıldığının aksine zayıf kişilikli bireyler değillerdir. Genelde zeki, dürüst,
başarıya odaklanmış, politik davranmıyan ve iyi niyetli kimselerdir. Bu
özellikler üstleri veya iş arkadaşlarını tahrik edebilmekte ve bilinçli/bilinciz
duygusal tacizlerlerle karşı karşıya kalabilmektedirler. Amaç bu başarılı
kimseleri başarısız, mutsuz ve sorunlu bireyler haline getirmektir.
Duygusal tacize maruz kalan
bireylerlerden yana tavır alanlar dolaylı olarak aynı davranışa maruz kalmak
ile tehdit edilirler. Zayıf kişilikli bireyler bu gibi durumlarda güçlü olandan
yana tavır alarak duygusal tacize ortak olurlar. Örnek olarak duygusal tacize
maruz kalan bir birey birebir ilişkilerinde zayıf kişilikli iş arkadaşlarıyla
herhangi bir sorun yaşamazken, aynı arkadaşları (zayıf kişilikli) duygusal
taciz yapan iş arkadaşlarının olduğu ortamlarda duygusal tacizcileri bir
anlamda karşısına almamak için onlardan gibi görünüp duygusal tacize ortak
olabilmektedirler. Böylelikle duygusal taciz bir salgın gibi yayılarak mağduru
iş ortamından uzaklaştırana kadar devam eder. Zaten gerçek amaç da ya mağduru
iş yapamaz hale getirmek yada yıldırıp istifa etmesini sağlamaktır.
Duygusal
tacizden kurtulma yolları nelerdir?
Günümüzde duygusal taciz
olayları çalışanlar arasında çok ciddi hasarlara sebep olmaktadır. Duygusal
taciz virüsü bir organizasyonu çok kısa sürede verimsiz ve işlevsiz hale
getirebilir. İşte bu aşamada organizasyonun lider ve yönetici pozisyonunda
bulunan bireylerine çok ciddi görevler düşmektedir. Fakat çoğu zaman liderlik
ve yöneticilik posizyonundaki bireyler bu sorunu çözmek için ya yeterli
beceriye sahip değillerdir yada duygusal tacizi bir sorun olarak
görmemektedirler. Öncelikli olarak yapılması gereken bu konuda ki farkındalığı
artırmak olmalıdır.
Lider ve yönetici
posizyonunda bulunanlar yetişkin bireylerin bu sorunları kendi aralarında bir
şekilde çözebileceklerine dair iyimser bir yaklaşım içerisinde olabilirler.
Fakat bu ciddi sorun böylesi iyimser yaklaşımlarla maalesef kolayca çözülememektedir.
Çünkü yapılan bir çalışmada çalışanlar arasında meydana gelen intihar
olaylarının altıda biri işyerlerindeki duygusal tacizlerden kaynaklandığı
saptanmıştır (Heine, 1995). Batı ülkelerinde bu konuda ciddi düzeyde bir
bilinçlenme olmasına karşın, ülkemizde akademik çevreler dışında ciddi bir
bilinç eksikliği olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla çoğu zaman duygusal tacize
maruz kalan bireyler tam olarak ne yaşadıklarına dahi anlam verememektedirler
bu da bireyler üzerinde onulmaz zararlara sebep olmaktadır.
Diger bir yapılması gereken
duygusal taciz eyleminin iş arkadaşları arasında basit bir anlaşmazlık olduğu
şeklinde bir yanılgıya düşmeden özellikle yönetici pozisyonunda bulunanlar
tarafından ciddi önlemler alınmasını gerektirmektedir. Genellikle duygusal
taciz eylemi bir grup içerisinde birkaç kişi tarafından başlatılır ve bu virüs
yavaş yavaş zayıf karakterli kişileride etkisi altına alarak tüm gruba yayılır.
Daha öncede belirttiğimiz üzere zayıf karakterli kimseler çoğu zaman güçlü
kişilikli bireylerle karşı karşıya kalmayı göze alamazlar.
Bir daha vurgulamak
gerekirse duygusal taciz mağdurları dürüst, çalışkan, politik davranmayan,
çalıştığı organizasyona sadık ve başarılı kimselerdir. Bu tip özellikler
organizasyon içerisinde bir kısım bireyleri tahrik ederek duygusal taciz
eylemini tetiklemiş olur. Yöneticiler veya liderler yanılgıya düşerek duygusal
taciz mağdurunu organizasyondan uzaklaştırarak bu eyleme ortak olma hatasına
düşmemelidir. Fakat bu konudaki bilinç eksikliği çoğu zaman yöneticileride
duygusal tacizin bir parçası haline getirmektedir. Asıl yapılması gereken
duygusal tacizi başlatan bireyleri tespit ederek organizasyonun farklı
birimlerinde görevlendirmektir. Böylelikle duygusal taciz hastalığı salgın
haline gelmeden erken teşhis ile tedavi etme sürecinde ciddi bir adım atılmış
olur.
Sonuç
İletişim alanındaki
çalışmalar çatışma ve anlaşmazlıkların asıl sebepleri hakkında tam bir netlik
olmadığını göstermektedir (Thomas, 1992). Bununla birlikte duygusal tacizin
temel hedefi hedef seçilen kimseyi duygusal tacizcinin kontrolü altına alıp,
hizaya getirmektir. Duygusal taciz mağduru grup halinde yapılan bu sistematik
tacizlere dayanamayıp çoğu zaman kaçış yolunu tercih ederek ya istifa etmekte
yada tayinini istemektedir. Dolayısıyla duygusal tacizler organizasyonlarda çok
ciddi verimlilik kaybına yol açmaktadır. Bu tip organizasyonlarda takım
çalışması imkansız hale gelmektedir.
Bir diğer önemli nokta
duygusal taciz mağdurunu sorundan sorumlu görmemek ve gerçek duygusal
tacizcileri tespit ederek farklı birimlerde görevlendirmek veya kronik hallerde
kurumdan uzaklaştırmak olmalıdır. Aksi durumlarda bir çeşit iletişim virüsü
olan duygusal taciz bütün bir organizasyona yayılarak kuruma gerçek anlamda
bağlı, çalışkan, zeki, politik davranmıyan ve dürüst kimselerin tek tek
kurumdan uzaklaşmalarına sebep olarak ve kurumun kısa sürede iflasına yol açacaktir.
Fakat teşhis için önce hastalığı tanımak gerekmetedir. Bilinciz yöneticiler
yada liderler sorun çözmek bir yana , coğu zaman sorunun idaresinden sorumlu
hale gelebilmektedirler.
Duygusal taciz
mağdurlarının yapması gereken en önemli şey ise öncelikli olarak kesinlikle
mağdur rolü oynamamaları olacaktir. Birey kendini mağdur olarak görmeye
başladığı anda (ki bu duygusal tacizcinin yapmak istediğidir) gücünü kendi
elleriyle duygusal tacizciye vermiş olur ve tamamen kontrolü yitirmiş olur.
Hayatta ne ile karşılaşacağımızı çoğu zaman kontrol edemesekte nasıl cevap
vereceğimiz tamamen bize bağlıdır. Duygusal tepkiler en çok duygusal tacizciyi sevindirir.
Tepki vermek yerine yapılması gereken düşünceli hareket ederek, mağdur
gömleğini giymemek olacaktir. Çünkü duygusal taciz ile karşılaşan kimse
kendisini mağdur olarak görmeye başladığı an kontrolü duygusal tacizciye
kaptırmıştır ve bu kısır döngüden kolayca kurtulması o kadar kolay
olmayacaktir.
Sonuç olarak, Leymann
tarafından tanımlanan 45 davranış türü ile sık sık karşılaşıyor iseniz
yaşadığınızın duygusal taciz olduğunu bilmelisiniz. Duygusal taciz kronik hale
gelmeden önlem almak kolay olmasına karşın, ilerleyen durumlarda çok ciddi
fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara yol açabilmektedir.
Kaynakça
Adams, A. (1992). Bullying at work. How to confront and overcome it. London: Virago
Press.
Ardic, E. (2008, 31 Ocak). Ahmaklar icin ozel yazi. Aksam
Gazetesi. http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=106822,10,2
Davenport N., Schwartz, R. D., & Elliot, G. P.
(2005). Mobbing: Emotional abuse in the
american workplace. Collins, IA: Civil Society Publishing.
Heine, H., J. (1995). An underestimated workplace
terror: Mobbing. Managing Office
Technology, 40 (5), 41-42.
Leymann, H. (1990). Mobbing and psychological
terror at workplaces. Violence and
Victims,5, 119-126.
Leymann, H. (1997). The mobbing encyclopedia. Retrieved January 17, 2007, from http://www.leymann.se/English/frame.html
Thomas, K.W. (1992),"Conflict and negotiation
processes in organisations", in Dunnette, M.D. and Hough, L.M. (Eds),
Handbook of Industrial and Organisational Psychology, Vol. 3, Consulting
Psychologists Press, Palo Alto, CA, pp. 651-718.
Vandekerckhove, W., & Commers, M. S. (2003).
Downward workplace mobbing: A sign of the times? Journal of Business Ethics, 45, (1), 41- 50.