Kitle iletişim araçları pek çok
uzman tarafından insanların sinir sistemlerine benzetilmektedir. Dünya üzerinde
herhangi bir bölgede meydana gelen bir olay ya da gelişme çok kısa bir sürede
kitle iletişim araçlarıyla bizlere ulaştırılmaktadır. Önemi tüm insanlar
tarafından kabul edilen haber,
yarattığı etki ve değişimler göz önüne alındığında belirli yapısal özellikleri
taşımak zorundadır. Bu özellikler haberin dayandığı olay ya da gelişmeleri
olduğu gibi aktarabilmesi açısından son derece önemlidir.[1]
Haber
Kavramı ve Özellikleri:
Gürcan ve Batu haberi insanın yakın ve uzak çevresiyle ilgili
olarak edindiği bilgi demeti olarak tanımlamıştır.[2]
Wikipedia internet sitesinde ise haber, güncel ve ilginç bir olayın olduğunca nesnel ve gerçeğe
uygun bir biçimde sunulması olarak tanımlanmıştır. [3]
Arsan (2001) ise haberi gazetecilik açısından
değerlendirerek, henüz olmuş ve olağandışı bir olayın habere dönüşmesi için
öncelikle, yayınlanmış olması gerektiğini belirtmiş ve haberi, daha önce
bilmediğimiz, yeni, ilginç bir olayın haberci medyada yayınlanmış hali olarak
tanımlamıştır.[4]
Peki, her yeni olay habere dönüşebilir mi? Her şeyden
önce haber, gerçek olmalıdır. Başka bir deyişle, ilk kez duyduğumuz dedikodular
veya söylentiler, doğruluğu ispatlanana kadar habere dönüştürülemez. [5]
Haber metninde her türlü taraflı değerlendirmelerden ve söz
oyunlarından uzak durulur. Metin kısa, haber dili de yalındır.[6]
Haber, halkın en önemli bilgi edinme ihtiyacını karşılayan
bir unsurdur. Bu nedenle haberlerin, yansız olarak, doğru bilgileri içeren,
anlaşılır şekilde yazılarak gerekli kontrolleri yapılmış, muhabirin ve editörün
ya da yayın kurumunun görüşünü ve yorumunu içermeyen şekilde düzenlenmiş olması
gerekmektedir. Kişisel görüşler, haberden bağımsız olarak sunulmalıdır.[7]
Muhabir, haberini gerçek olaylar, durumlar ve açıklamalar
üzerine kurmak zorundadır. Olayları, durumları ve açıklamaları bir araya
getirirken bazı sorular sorar. Gazetecilikte 5N+1K olarak nitelendirilen bu
sorular ‘Ne? Nerede? Ne zaman? Nasıl? Neden? ve Kim?’dir. Her haberde bu 6
unsurun bulunması gerekir. Kimi zaman bu unsurlardan biri ötekinden daha önemli
olabilir; ancak bu önemsiz olan unsurun haberde belirtilmemesini gerektirmez.
Olaylar, durumlar ve açıklamaların ne olduğu, kim tarafından yapıldığı, ne
zaman olduğu, nasıl meydana geldiği gibi ayrıntılar haberde yer almıyorsa, bu
haber eksik bir haberdir. Dolayısıyla okur ya da izleyici gerektiği kadar açık
ve öz olarak aydınlatılmamış olur. [8]
Basınla
İlgili Mevzuat ve Basın Meslek İlkeleri
Anayasamızın basın ve yayımla ilgili hükümler başlığı altında
yer alan beşinci bölümünde basın hürriyeti, süreli ve süresiz yayın hakkı,
basın araçlarının korunması, kamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle
haberleşme araçlarından yararlanma hakkı ve düzeltme ve cevap hakkı konuları
düzenlenerek ve “Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak izin alma
ve mali teminat
yatırma şartına bağlanamaz. Devlet, basın ve haber alma
hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır” şeklinde basın özgürlüğü en üst
seviyede güvence altına alınmıştır.[9]
Yazılı eserlerin basımı ve yayımını kapsayan Basın
Kanununun 3. maddesinde ise “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma,
eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. Basın özgürlüğünün
kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak;
başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlakının, milli
güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet
sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün
otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.” [10]
hükmü ile basın özgürlüğü güvence altına alınmıştır.
Anılan mevzuatta cevap ve düzeltme hakkı dışında yayım
ilkeleri düzenlenmemiş ancak her türlü teknik, usul ve araçlarla ve her ne isim
altında olursa olsun elektromanyetik dalga ve diğer yollarla yurt içine ve
dışına yapılan radyo ve televizyon yayınları düzenleyen Radyo Ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanununun dördüncü maddesinde
yayın ilkeleri düzenlenmiştir. Bu ilkelerden üçünde kişilerin manevi
şahsiyetlerine eleştirinin ötesinde saldırıda bulunulmaması güvence altına
alınmıştır. Bunlar aşağıda sıralanmıştır:[11]
ı)
Kişilerin manevi şahsiyetlerine eleştiri sınırları ötesinde saldırıda
bulunulmaması, cevap ve düzeltme haklarına saygılı olunması, soruşturulması
basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberlerin soruşturulmaksızın
veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlanmaması, saklı kalması kaydıyla
verilen bilgilerin kamu yararı ciddi bir biçimde gerektirmedikçe
yayınlanmaması.
j)
Yayıncılığın haksız bir amaç ve çıkara alet edilmemesi ve haksız rekabete yol
açılmaması, ilan ve reklam niteliğindeki yayınların bu niteliklerinin şüpheye
yer bırakmayacak şekilde açıklanması, bir basın organının özel çabalarla
yarattığı ürünün kendi ürünüymüş gibi sunulmaması, ajanslardan veya başka bir
medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesine özen
gösterilmesi.
k)
Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimsenin suçlu ilan
edilmemesi veya suçluymuş gibi gösterilmemesi; kişileri suç işlemeye
yönlendirecek veya korku salacak yayın yapılmaması.
İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu
Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da ise
internet ortamında içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu
kullanım sağlayıcıların yükümlülük ve sorumlulukları ile internet ortamında
işlenen belirli suçlarla içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden
mücadeleye ilişkin esaslar düzenlemiştir.[12]
6 Şubat 1988 tarihinde gönüllü teşekkül olarak kurulan Basın
Konseyi ise kurulduğu tarihte basın meslek ilkelerini yayınlamıştır.
Bunlar aşağıda sıralanmıştır:[13]
- Yayınlarda
hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, yaşı, sağlığı, bedensel özrü, sosyal düzeyi ve
dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz.
- Düşünce,
vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din
duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı yada incitici
yayın yapılamaz.
- Kamusal
bir görev olan gazetecilik, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet
edilemez.
- Kişileri
ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan
veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez.
- Kişilerin
özel yaşamı, kamu çıkarlarının gerektirdiği durumlar dışında, yayın konusu
olamaz.
- Soruşturulması
gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya
doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz.
- Saklı
kalması kaydıyla verilen bilgiler, kamu yararı ciddi bir biçimde
gerektirmedikçe yayınlanamaz.
- Bir
basın organının dağıtım süreci tamamlanmadan o basın organının özel
çabalarla gerçekleştirdiği ürün, bir başka basın organı tarafından kendi
ürünüymüş gibi kamuoyuna sunulamaz. Ajanslardan alınan özel ürünlerin
kaynağının belirtilmesine özen gösterilir.
- Suçlu
olduğu yargı kararıyla belirlenmedikçe hiç kimse “suçlu” ilan edilemez.
- Yasaların
suç saydığı eylemler, gerçek olduğuna inandırıcı makul nedenler
bulunmadıkça kimseye atfedilemez.
- Gazeteci,
kaynaklarının gizliliğini korur. Kaynağın kamuoyunu kişisel, siyasal
ekonomik vb. nedenlerle yanıltmayı amaçladığı haller bunun dışındadır.
- Gazeteci
görevini, taşıdığı sıfatın saygınlığına gölge düşürebilecek yöntem ve
tutumlarla yapmaktan sakınır.
- Şiddet
ve zorbalığı özendirici, insani değerleri incitici yayın yapmaktan
kaçınılır.
- İlan
ve reklam niteliğindeki yayınların bu nitelikleri, tereddüde yer
bırakmayacak şekilde belirtilir.
- Yayın
tarihi için konan zaman kaydına saygı gösterilir.
- Basın
organları, yanlış yayınlardan kaynaklanan cevap ve tekzip hakkına saygı
duyarlar.
Yukarıda sıralanan mevzuatta basın özgürlüğü güvence altına
alınmış, bununla birlikte Radyo Ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları
Hakkında Kanununda, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu
Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanununda ve
ayrıca Basın Konseyince yayım ilkeleri ve basım meslek ilkeleri düzenlenmiştir.
Bunların hepsinin ortak noktası basın özgürlüğü ve bunun yanında kişilerin
manevi şahsiyetlerine eleştirinin ötesinde saldırıda bulunulmaması olarak göze
çarpmaktadır.
Hakaret
İçeren Haber veya Eleştiri
Son zamanlarda hızlı haber yapma, en erken ben vereyim
kaygısı veya bazı şahsi düşüncelerle bazı haberlerde haberin başlığında veya
içeriğinde okuyucuların polisin şahsı veya kurumu hakkında onu küçük düşüren,
aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan haberlerin bulunduğu görülmektedir.
Bunlara ilişkin birkaç örnek sıralanmıştır.
·
26.11.2007 tarihinde ulusal yayın yapan posta gazetesinde “polis
kılıklı katil adayı” (şekil 1) başlık haber ve www.haber61.net
sitesinde “polis dayağı” (şekil 2) başlık haberleri okuyan okuyucuların olayda
geçen ve polis ile vatandaş arasında geçen ve polise mukavemet neticesi zor
kullanma neticesi yaralanan bir gazeteciyle alakalı karşılıklı dava açılmıştır.
Dava neticesi kimin haklı kimin haksız olduğu açığa çıkacaktır. Ancak bu olayı
yaşayan veya diğer gazetecilerin yaptığı bu haberde haberin başlığına bakan
birisinin “polisin herkesin gözü önünde haksız yere birisine dayak attığı” ve
içerikten de “ağzından salyalar aka aka”, “canavarca” öldüresiye saldırdığı
belirtilmektedir.
Şekil 1: 26.11.2007 Tarihinde Posta Gazetesinde Yer Alan Köşe Yazısı
Şekil
2: www.haber61.net Sitesinde Yer Alan Haber[14]
·
25 şubat 2007 tarihinde milliyet gazetesi internet sitesinde yer
alan “Karakol Amiri bana tecavüz etti”(şekil 3) başlıklı haberde incelendiğinde
haberin başlığına bakan birisinin “polis görevlisi olan karakol amirinin bir
bayana tecavüz ettiği” anlaşılmaktadır. Ancak haber incelendiğinde haber
sonunda görülecektir ki; kocasını öldürmekten sanık bir kişinin kocasının
karakol amiri hakkında ifade ettiği bu sözlerin mahkemece doğru görülmeyip, herhangi
bir işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. Ancak haberin başlığını okuyup devamını
okumayan kişilerde ise o karakol amirleri ile Polis Teşkilatı hakkında olumsuz
düşüncelere sebebiyet verecektir. Nitekim haberin altında yer alan okuyucu
yorumları bölümünde (şekil 4) bunun böyle olduğu “Ne biçim iş; bu halklar kime güvensin şimdi” ve “Ne acı ki
bunlar sadece tespit edilebilenler. Bu yüzden siz siz olun kimseye güvenmeyin
derim” şeklinde vatandaşın polise olan güveninin azalmasını gösteren yorumlar
yer almaktadır.

Şekil 3 www.milliyet.com.tr
Sitesinde Yer Alan Haber[15]
Şekil
4 www.milliyet.com.tr Sitesinde Yer Alan Habere İlişkin Yorumlar[16]
Bunlarla ilgili cevap ve düzeltme hakkı ile Türk Ceza
Kanununda hakaret suçunu düzenleyen hükümler bulunmaktadır. Ancak bu haberlerin
birçoğundan olayın mağduru polislerin veya kurumsal mağdur Polis Teşkilatının
haberi olamamaktadır. Polisin veya bir başka kamu görevlisinin herhangi bir
hatasında işletilen inceleme ve soruşturma işlemleri gibi polisin şahsına veya
kurumuna yönelik basında çıkan haberlere ilişkin olarak yapılabilecek bazı
öneriler aşağıda sıralanmıştır:
I) Şu an Emniyet
Genel Müdürlüğü Basın
ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünce ulusal yazılı basında polis ile ilgili çıkan
haberler aracı bir kurum aracılığıyla bilgisayar ortamında konu başlıkları
düzenlenmiş halde gönderilmektedir. Mevcut düzenlemeye ek olarak;
a)
Ulusal basından İstanbul dışında baskı yapıp bölgesel haberler
yapan basın kuruluşlarının da dahil edilmesi,
b)
Karasal ve uydu televizyonlarında geçen haberlerin dahil edilmesi,
c)
Olabildiğince yerel basının dahil edilmesi,
d)
İnternet ortamında haber alanları ile forumlarda geçen konuların
dahil edilmesi,
e)
Yurt içi ajan haberleri takip edilerek yanlış haberlerin daha
görsel ve yazılı medyada çıkmadan doğru bilgilendirilmesi,
f)
Yanlış haber çıktıktan sonra doğru bilgilerin verilmesi yerine
önemli olaylarda (toplumsal olaylar, terör olayları polisle ilgili olaylar vb.)
polis tarafından proaktif basın sözcülüğü şeklinde kamuoyunu bilgilendirmenin
yapılması,
Haberi
alanlar ve habere konu olan Polis Teşkilatı ve onun çalışanları açısından
değerlendirildiğinde yaralı olacaktır.
II) Bu haberlerden gerek
başlık gerekse içerik açısından haberden öte yanlış bilgilendirme, iftira,
hakaret niteliği taşıyanlara yönelik olarak;
Basın suçlarını görev uhdesinde bulunduran merkezde Güvenlik
Daire Başkanlığı ve illerde Güvenlik Şube Müdürlüklerince mağdur personelden
herhangi bir talep gelmesine gerek kalmadan mağdur kurum adına Türk Ceza
Kanununda yer alan “hakaret suçu” konulu olay başlığı ile Cumhuriyet
Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulması yararlı olacaktır. Anılan kanunun
ilgili maddelerinde[17];
“Hakaret Suçu
Madde 125 - (1) Bir kimseye onur, şeref ve
saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden
veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi,
üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle
ihtilât ederek işlenmesi gerekir.
2)
Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi
hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3)
Hakaret suçunun;
a)
Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b)
Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından,
değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve
yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c)
Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi
hâlinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4)
Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5)
Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi
hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda
zincirleme suça ilişkin Madde hükümleri uygulanır.
Mağdurun Belirlenmesi
Madde 126 - (1) Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi
açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer
niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum
varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır.”
hükümleri
yer almaktadır. Anılan hükümler doğrultusunda mağdurun ismi açıkça
belirtilmemiş bile olsa mağdur veya mağdur kurum adına suç duyurusunda
bulunulması yararlı olacaktır.
III) Personelin veya kurumun mağdur olduğu bu tür
durumlar için illerde görevli personelin her an danışabilecekleri veya açılacak
davalarda müvekkil olarak atayabilecekleri kadrolu avukatların
görevlendirilmesi sistemin işleyişi açısından yararlı olacaktır. Yeterli
kadrolu avukat temin edilememesi durumlarında bütçede yer alan ödeneklere
ödenek tahsis ederek hem danışma, hem de müvekkil tayini için illerde bir
avukat ile anlaşılması da geçici çözüm olarak yeterli olacaktır.
IV) Merkezde ve illerde Basın Ve Halkla
İlişkiler Şube Müdürlüğünce resen tekzip ve düzeltmenin kolayca yapılabilmesine
ilişkin düzenleme yapılarak, tekzip ve düzeltme işlemlerinin bir an önce
yapılması yararlı olacaktır. Haberde kamuoyunu erken ve doğru bilgilendirmenin
önemi düşünüldüğünde İllerde vali onayına gerek kalmadan Bilgilendirme,
düzeltme ve tekzip sisteminin uygulanması yararlı olacaktır.
V) Tekzip ve düzeltme işlemlerinin ardından muhabir ve basın yayın kuruluşlarının üye oldukları dernek, oda, Basın Konseyi ve diğer tüzel kişiliklere konu hakkında resmi başvuru yapılması; hem haberde etik değerlerin kurumsal denetlenmesine katkı sağlayacak, hem de benzeri konular hakkında diğer muhabir ve basın ve yayın kuruluşlarına örnek olmasını sağlayacaktır.
Sonuç olarak galen yapılmakta olan ve basında polisi hedef
alan haberlerden polis memurunun şahsı ve Emniyet Teşkilatının saygınlığına
zarar veren haberlere ilişkin yasal yaptırımların öneriler doğrultusunda
sistemli yapılması ilk başta basın tarafından tepki çekse de zamanla
alışılacaktır. Aksi takdirde Polisin şahsına veya kurumuna yönelik hakaret ve
iftira içeren uygulamalar artarak devam edecektir.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
[1] Kızılbay, İ. (1996). Türk Yazılı
Basınında Haberlerin Objektiflik Boyutu. Yayımlanmamış Yüksek Lisans
Tezi.Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalı.
İzmir.
[2] Gürcan, H.İ ve Batu Ç. Haber Sitelerinde
İçerik Kalitesine Yönelik Bir Analiz.
inet-tr.org.tr/inetconf8/bildiri/97.doc Son erişim tarihi: 12/10/2004
[3] http://tr.wikipedia.org Son erişim
tarihi:26.02.2008
[4] Arsan,
E. D. (2001). Haber ve Habercilik, http://eski.bianet.org/diger/egitim921.htm
Son erişim tarihi:26.02.2008
[5] Arsan,
E. D. (2001). Haber ve Habercilik, http://eski.bianet.org/diger/egitim921.htm
Son erişim tarihi:26.02.2008
[6] http://tr.wikipedia.org Son erişim
tarihi:26.02.2008
[7]
Gürcan, H.İ ve Batu Ç. Haber Sitelerinde İçerik Kalitesine Yönelik Bir
Analiz. inet-tr.org.tr/inetconf8/bildiri/97.doc Yayım Tarihi: 12/10/2004
[8] Arsan,
E. D. (2001). Haber ve Habercilik, http://eski.bianet.org/diger/egitim921.htm
Son erişim tarihi:26.02.2008
[9]
1982 Anayasası, Kanun Numarası : 2709 Yayım Tarihi: 17863 Mükerrer
[10]
Basın Kanunu. Kanun Numarası: 25504 Yayım Tarihi: 09/06/2004
[11]
Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunu. Kanun
Numarası: 3984 Yayım Tarihi: 20/04/1994
[12]
İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla
İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun .Kanun Numarası:
5651 Yayım Tarihi: 23/05/2007
[13]
Basın Konseyi
Basın Meslek
İlkeleri. http://basinkonseyi.org.tr/basin-meslek-ilkeleri
Son erişim tarihi:26.02.2008
[14]
www.haber61.net/news_detail.php?id=7854
Son erişim tarihi:26.02.2008
[15]
http://www.milliyet.com.tr/2008/02/25/son/sontur13.asp
Son erişim tarihi:27.02.2008
[16]
http://www.milliyet.com.tr/2008/02/25/son/sontur13.asp
Son erişim tarihi:27.02.2008
[17]
Türk Ceza Kanunu. Kanun Numarası: 5237 Yayım Tarihi: 12/10/2004
Fatih Mehmet Harmancı